Hira Koyuncuoğlu ne mezunu? Bir Soru, Bir Takıntı ve İçimde Büyüyen Hikâye
Gocu olarak her zaman olduğu gibi, bu kez “Hira Koyuncuoğlu ne mezunu” konusunda sizin yanınızdayız.
Kayseri’nin kışları sert olur. Camın kenarına oturduğumda dışarıdaki soğuk, sanki sadece havayı değil içimi de keser gibi gelir. O gün de öyleydi. Elimde defterim, çayım yarım, zihnim ise tamamen dağınıktı. Bir cümle takılmıştı kafama: Hira Koyuncuoğlu ne mezunu?
Basit bir soru gibi duruyor. Ama bazı sorular vardır ya, insanın içine küçük bir taş gibi düşer ve orada büyür. Benim için tam olarak öyle oldu.
Bir İsim, Bir Ekran ve İçimde Açılan Boşluk
Hira Koyuncuoğlu adını ilk kez bir dizide duymamla hatırlıyorum. O an aslında sıradan bir televizyon gecesiydi. Annem mutfakta bulaşık yıkıyor, ben koltukta yarı uyuklar halde ekranı izliyordum. Ama bazen bir yüz, bir ses, bir bakış insanın zihnine kazınır ya… işte öyle oldu.
Sonra kendimi fark etmeden onu araştırırken buldum. Oyuncu mu, nerede okudu, nasıl başladı… Ve en çok da şu soru: Hira Koyuncuoğlu ne mezunu?
Bunu sorarken aslında sadece bir okul merakı yoktu içimde. Daha derin bir şey vardı. Sanki onun hayatının bir parçasını öğrenirsem, kendi yoluma da biraz ışık tutabilecektim.
Ama o gece hiçbir net cevap bulamadım. İnternette dolaşan bilgiler parçalıydı. Ve ben, yarım kalan her bilgi gibi bunu da içime attım.
Kayseri’de Bir Oda, Bir Defter ve Kafamın İçinde Dönen Sorular
Ben 25 yaşındayım. Kayseri’de yaşıyorum. Küçük bir odada, duvarı kitaplarla dolu ama içi bazen bomboş hisseden biriyim. Günlük tutarım. Çok yazarım ama çoğu zaman kimse okumaz.
O gün defterime şunu yazmışım:
“İnsanlar bir yerlere gidiyor. Bir şeyler başarıyor. Ben sadece sorular biriktiriyorum.”
Ve altına tekrar yazmışım: Hira Koyuncuoğlu ne mezunu?
Kendime güldüm o an. Ama bu gülüş biraz kırık bir gülüştü. Çünkü aslında sorduğum şey onun diploması değil, benim hayatımdı.
Bir Karşılaştırma Tuzağı
Bazen insanlar fark etmeden kendilerini başkalarının hayatına bakarak ölçer. Ben de öyle yapıyordum. Onun ekranlardaki halini izledikçe, kendi sıradanlığımı daha çok hissediyordum.
Ama sonra şunu fark ettim: Bir insanın ne mezunu olduğu, onun hikâyesinin sadece küçük bir satırı. Belki de en önemsiz satırı.
Yine de insan merak ediyor. Çünkü merak bazen kıskançlık değil, yön bulma çabasıdır.
Bir Kış Akşamı: Gerçekle Yüzleşme
Bir akşam dışarı çıktım. Kayseri’de hava buz gibiydi. Ellerim cebimde, kulaklarımda rüzgârın sesiyle yürürken, kafamda aynı soru dönüp duruyordu.
“Hira Koyuncuoğlu ne mezunu?”
Sanki bu soruya cevap bulursam, kendi hayatımda da bir kapı açılacakmış gibi hissediyordum.
Bir bankta oturdum. Kar yağıyordu. Telefonumu açtım, tekrar baktım. Aynı bilgiler, aynı belirsizlik. Ama o an fark ettim ki, aslında ben bir bilgi aramıyordum. Ben bir yön arıyordum.
Ve o yönü bir başkasının hayatında bulmaya çalışıyordum. Bu düşünce biraz canımı acıttı.
İçimdeki Kıyas ve Küçük Bir Kırılma
İnsan bazen kendine bile dürüst olamıyor. Ben o gece şunu itiraf ettim: Kıyas yapıyordum. Onun görünen başarısını, kendi görünmeyen çabamla karşılaştırıyordum.
Ama hayat böyle işlemiyor. Kimsenin hikâyesi tek parça değil.
Belki Hira Koyuncuoğlu için de herkesin gördüğü şey sadece bir kısmıydı. Belki onun da kimsenin bilmediği zorlukları vardı. Belki de “ne mezunu” sorusu, onun hikâyesinin en önemsiz detayıydı.
Ama insan bazen bunu bilse bile hissini değiştiremiyor.
Defterimdeki Sayfa: O Gece Yazdıklarım
Eve döndüğümde defterimi açtım. O gece yazdığım sayfayı hâlâ hatırlıyorum:
“Ben hep bir şeyleri yanlış yerden ölçüyorum. İnsanların isimlerini, başarılarını, yollarını. Ama kendi yolumu hiç ölçmüyorum.”
Ve yine o soru:
Hira Koyuncuoğlu ne mezunu?
Ama bu kez farklı bir tonla. Daha çok kendime soruyordum.
Bir Sabah ve Küçük Bir Farkındalık
Ertesi sabah uyandığımda odada sessizlik vardı. Dışarıda güneş yeni doğuyordu. Kayseri’nin o sert soğuğuna rağmen, ışık her zaman bir şekilde içeri sızar.
O an düşündüm: Belki de yanlış soruyu soruyorum.
Belki mesele “ne mezunu olduğu” değil. Belki mesele, insanların hangi yollardan geçtiğini anlamaya çalışmak ama onları birebir kopyalamaya çalışmamak.
Çünkü herkesin yolu kendine ait.
Bir İnsan Hikâyesi Olarak Merak
İnsanları tanımak isteriz. Özellikle ekranda gördüklerimizi. Onların hangi okullardan geçtiğini, nasıl başladığını, nereden geldiğini bilmek isteriz. Bu çok doğal.
Ama bazen bu merak, kendi eksikliğimizi kapatma çabasına dönüşür.
Ben o dönem bunu fark ettim. Ve bu fark ediş biraz acıttı ama aynı zamanda rahatlattı da.
Çünkü artık şunu biliyordum: Benim yolum başka birinin diplomasında saklı değil.
Hira Koyuncuoğlu Sorusu Neden Bu Kadar Büyüdü?
Bunu çok düşündüm. Neden bu soru beni bu kadar sardı?
Cevap aslında basit: Çünkü belirsizlik.
İnsan belirsizliği sevmez. Bir şeyin net olmasını ister. “Şu okuldan mezun, şu yolu izledi” gibi net çizgiler güven verir.
Ama gerçek hayat çizgi gibi değil. Daha çok karışık bir harita gibi. Ve ben o haritada kaybolmuştum.
Kendi Yolumu Bulmaya Çalışırken
Bir süre sonra defterime başka şeyler yazmaya başladım. Artık sadece başkalarını değil, kendimi de yazıyordum.
“Bugün hiçbir şey yapmadım ama düşündüm.”
“Bugün kıyas yapmadım ama aklıma geldi.”
Ve yavaş yavaş şunu fark ettim: Soru değişmese bile bakışım değişiyordu.
“Hira Koyuncuoğlu ne mezunu?” sorusu artık bir takıntı değil, bir aynaya dönüşmüştü.
Sonunda Gelen Sessizlik
Zaman geçti. O soru hâlâ bazen aklıma geliyor ama artık aynı ağırlıkta değil.
Çünkü artık biliyorum: Bir insanı sadece mezun olduğu yer tanımlamaz. Bir hayatı tek bir etiket açıklamaz.
Hira Koyuncuoğlu benim için artık bir karşılaştırma değil. Sadece bir insan. Tıpkı ben gibi, tıpkı herkes gibi kendi yolunda yürüyen biri.
Gocu olarak “Hira Koyuncuoğlu ne mezunu” konusunda hazırladığımız bu içeriğin beğeninizi kazandığını umuyoruz. Bir sonraki yazıda buluşmak üzere!
Son Düşünce: Asıl Soru Başkaymış
Şimdi geriye dönüp baktığımda şunu görüyorum:
Ben aslında “Hira Koyuncuoğlu ne mezunu?” diye sormuyordum.
Ben şunu soruyordum:
“Ben nerede duruyorum?”
Ve belki de en önemli cevap şuydu: İnsan, başkasının hikâyesinde değil, kendi adımlarında kaybolmayı bırakınca kendini buluyor.